|
İnsanın her türlü yaşantısına duygular eşlik eder. Bu
duygular da hiçbir zaman tekil bir duygu olmayıp, bir çok
duygudan oluşan bir duygu demetidir. Bu duygu demeti
içindeki duyguları ayrıştırabilmek çoğu zaman mümkün
olmamakla birlikte, bunların ayrıştırılması insanın
kişilik yapısı ile ilgili önemli ipuçları verir. Aynı
durum bir başkasına zarar verecek şekilde hata yapan
ya da hata yaptığını düşünen kişiler için de geçerlidir.
Yaşanan rahatsızlık verici duygulanım içinde bir çok duygu
bulunur; fakat böyle bir durumda yaşanan temel duygular
arasında üzüntü, pişmanlık ve suçluluk duyguları vardır.
Çoğu zaman bunların karışımı bir duygulanım yaşanıyor
olmakla birlikte bunların ayrıştırılması, hangisinin daha
egemen durumda olduğunu görmek kişinin kendini tanıması
açısından çok önemlidir.
Üzüntü,
esas olarak bir başkasının düştüğü durum için kişinin
üzülmesini ifade eder. Kişinin yaşadığı duygulanıma
suçluluk ya da pişmanlığın karışmadığı durumlarda kişi var
olan durumda kendine ait bir sorumluluk olmadığını
düşünür. Kişi ya hiç bir sorumluluğu olmadığını ya
da sorumluluğu olsa bile kendi payına düşeni yapabildiği
kadarıyla yaptığını düşünür ve hiçbir kuşku duymadan bu
inancı taşır. Suçluluk ve pişmanlık duygularında ise kişi
kendisinin sorumluluğu olduğunu düşünür. Hatta kendini
suçlamaya eğilimli bazı kişiler hiçbir sorumluluğu olması
bile kendini suçlayabilir. Kabaca bakıldığında pişmanlık
ve suçluluk duyguları arasında pek bir farklılık olmadığı
düşünülebilirse de işin aslı çok farklıdır.
Pişmanlık ile suçluluk arasındaki en önemli fark özellikle
suçluluğun daha fazla süperego (üstbenlik) [halk arasında
vicdan)] kökenli olmasıdır. Suçluluk duygusu, kişinin
kendisini kınayan, suçlayan, eleştiren bir iç ses olarak
hissedilir. Yalnız üzüntü ve pişmanlık hisseden bir
kişiden farklı olarak suçluluk hisseden kişi kendisini
değersizleştirir. Yaptıkları yanlışı kendi çerçevesi
içinde sınırlı tutmayarak özsaygılarını sarsacak biçimde
kendisini eleştirir ve kınar. Pişmanlıkta ise suçluluktan
farklı olarak kişi kendisini eleştirse bile, bu eleştiri
özsaygısını sarsacak nitelikte değildir. Kişi kendi
hatasını görür ve bunu kabullenir
Yapılan bir şeyin yanlış olduğuna nasıl karar verildiği
önemlidir; yersiz yere kendini suçlamaya eğilimli olan
kişiler katı bir üstbenliğe sahip, aşırı vicdanlı
kişilerdir. Kimseye öfkelenmemesi ve kimseyi kırmaması
gerektiğini düşünen kişileri örnek olarak ele alabiliriz.
Kimseye öfkelenmemesi gerektiğini düşünenler en ufak öfke
hissettiklerinde bunu izleyerek hemen suçluluk hissetmeye
başlarlar. Kimseyi kırmaması gerektiğini düşünenler,
karşıdakinin kırıldığını düşündükleri anda suçluluk
hissetmeye başlarlar.
Bu duygular insanı davranışlarını değiştirmeye ya da
başlamadan engellemeye yönlendirir. Suçluluk, üzülmek ve
pişman olmak farklı nitelik taşır. Bir hata yapan bazı
kişiler yalnız üzüntü ve pişmanlık hissederken,
bazılarının suçluluk hissetmesi süperego’larının
farklılığından ve öfkeyi işleyiş biçimlerinden
kaynaklanır.
Kaynak
Kendini Tanıma Rehberi
Erol
Özmen
Sistem Yayıncılık
-
Kıssadan Hisseler Dizisi |